Beneath the ground
Editör'den...
Farklılaşmak, farklılaştırmak; ötekileşmek, ötekileştirmek. Son zamanlarda oldukça popüler bir şekilde dillendirilen kavramlar olsa da dikkat ve özenle üstünde durmamız gerekiyor her daim. Görüp dillendirdiğimiz sadece kendi farklılaşmamız üzerine değil, diğer farklılaşanlara ve hatta farklılaştırdığımız insanlara olmalı ki kendimizle ilgili sorularımıza, kızgınlıklara cevap bulabilelim.
Sunnî bir ailede yetişmiş biri olarak, ufakken Alevî denildiğinde, (kızılbaştan mütevellit olmalı) kızıl saçlı, görünüşleri kendi görsel olarak normalleştirdiğim insanlardan farklı olan, dolayısıyla insandan gayrı bir canlı şekillenirdi hayalimde. Elbette Alevî pek tanıdığımın olmaması da bu hayalimi kuvvetlendiriyordu. Bir gün bir hastalıktan dolayı çok iyi bir doktora denk gelmiştim, sonrasında Alevî olduğunu öğrendiğimde bir kıvılcım çakmıştı bile beynimde, Alevî olmak neden çevremde son derece kötü sayılıyordu?
Düşündükçe, karşılaştıkça ne denli farklılaştırdığımız insanların olduğu gerçeği iç acıtıyor aslında. Ve çok büyük bir yanılsama da hep yanımızda eksilmeden duruyor; sadece düşünürek bu ötekileştirmeyi aşabileceğimizi sanıyoruz. Oysa çocukluğumuzdan itibaren öyle zehirlerle büyütülüyoruz ki bir iki düşünceyle kırılamayacak denli ön yargılar ediniyoruz. Mesela, bir gün arkadaşlarla oturup konuştuğumuz sırada içlerinden biri diğerine, "ne o Kürt renkleri gibi" tarzında bir cümle kurduğunda, diğeri kendisinin "normal" olduğunu şu cümleyle ifade edebiliyor: "Kürtlerin öyle garip garip renklere itibarı yoktur bir kere, onlar Çingenelerin rengidir esas!"
Dikkatle ve
özenle üstünde durmamız da bu yüzden gerekiyor,
düşünsel, lafta kalan bir meydan okuma özünde iyi
niyetli olsa da yeterliliğimize dair bir zanna sebep olacaktır. Oysa
ötekiye dair düşüncelerimiz, kendimize ait bir kimliğin
olurluğu hususunda başlanılan yeni bir yolculuktur ve devamında
samimiyetimizi hep imtihan etmemiz gerekir.
Devinim tv işte bu ötekileşme üzerine yapılmış bir proje, ülkemiz dahilinde pek çok kimliğe sahip olan insanlarla yapılan röportajlardan oluşuyor. Bazen röportajlar içerisinde kendimizin de dahil olduğu kimliklerle özdeşleşirken, bazen de farkında bile olmadığımız kimliklere sahip insanları izliyor ve ortak bir noktamız olduğunu anlıyoruz; ötekileştiğimizden dem vururken aslında bir bakmışız bizzat ötekileştirenlerden oluvermişiz...
