Beneath the ground
Editör'den...
Oyungezer dergisi çatısı altında 14. kez okurlarının karşısına çıkıyor BTG. Bu ve daha önceki buluşmalarımızda birçok hoş ve dahi nahoş anılar biriktirdik, belki bazılarımız ilk yazarlık tecrübesini burada yaşadı ve en önemlisi de, her ay "bayinizden ısrarla istediğiniz" dergide bizim de sesimiz duyulsun dedik. Bu satırların gidişatına bakarak bunun bir veda yazısı olduğu sanılmasın; Oyungezer ayakta durdukça biz de buradan yayınımıza devam edeceğiz. Ancak geçen ay EGM'nin kapandığına dair aldığımız bir haber var ki hala taze.
Dergilerin basılı medyadaki önemiyle ilintili olarak Cemil Meriç'in bir sözü vardır: "bir şehrin iç sokakları gibi mahrem ve samimidir" der. Hatta dergilerle kitapları mukayese edip, "kitap fazla ciddi, gazete fazla sorumsuz. Dergi, hür tefekkürün kalesi. Belki serseri ama taze ve sıcak bir tefekkür. Kitap, çok defa tek insanın eseri, tek düşüncenin yankısı; dergi bir zekalar topluluğunun. Bir neslin vasiyetnamesidir dergi; vasiyetnamesi daha doğrusu mesajı. Kapanan her dergi, kaybedilen bir savaş, hezimet veya intihar" diyecek kadar işi ileri götürür. Bu bakımdan, ister oyun dergisi ister yemek tarifi dergisi olsun, onların kültür hayatımızdaki yerini çok önemsiyorum.
Yarıyıl tatiline denk gelmesi dolayısıyla, içerik
üretimi açısından verimli bir dönemin olacağını
düşündüğümüz Şubat ayı, sanılanın aksine
oldukça sakin bir BTG ortaya çıkardı bu sayıda. Siz
"İçindekiler" bölümüne geçip yazıları
okumaya başlamadan önce bir tavsiyede bulunayım: Ayna-i Marzi'nin
"Fotoğraf Procesi"ne mutlaka bakın. Zaten fotoğraf üzerine
derlediği diğer yazılarıyla beraber, fotoğraf bu sayımızın gayri resmi
odak konusu olmuş durumda. Ayrıca desteğini bizden esirgemeyen,
Qpax, Lord_Duxus, Neoxolmis, Snake, Kerem ya da Alp,
Blight, Ragnor ve Kabraxis'e katılımlarından dolayı çok
teşekkür ediyorum.
Viva La Résistance.
