Beneath the ground

Editör'den...

Sansür, aklıma korku ve acizliği getirir hep, değişimden korkanların kolaycılığa kaçarak uyguladıkları bir yöntem. Sansür bir nevi, "senin yazdıklarına, yayınladıklarına, yaptıklarına cevap veremiyorum. Öyleyse seni engellemeliyim ki zayıflığımı gücümle bastırarak inkar edebileyim." demek.

Bu satırları yazdığım günlerde bir kaç kitaba müstehcen oldukları gerekçesiyle dava açıldı, geçen ay da bahsettiğim Fotoğraf Akademisi'nde eğitim gören katılımcıların  ilk belgesel fotoğraf çalışmaları sergiden indirtildi, muhtemelen sakıncalı bulundu; yani aslında korkuldukları için engellenmeye çalışıldı. 

Sansürle bağlantılı olarak değineceğim konu ise yeni köşemiz olan Serbest Kürsü olacak. Aslında BtG'nin kendisi bir Serbest Kürsü niteliğinde, ancak hem içerik daha düzenli olsun; hem de belli etiketler altında sunduğumuz köşelerin katılımcıların daha çok ilgisini çekmesi amacıyla oluşan bir köşe Serbest Kürsü. 

Sansür bazen de belirli sınırları kabul etmek zorunda kalmanın sonucu olarak doğar, ismi Serbest Kürsü olsa da sınırları olan köşemiz gibi. İleride sansürlememek için çok da keskin olmayan sınırlarımızı belli etmeliydik (Oyungezer dergisini bağlayan yayın ilkeleri ve yasalar gibi), ırkçı, hakaret içermeyen, siyasi, felsefi ve eleştirel her türlü makaleleriniz bu köşenin baştacı olacak.

Bu ay yine bizi yalnız bırakmayan {kapak ve söyleşisiyle Daysleeper; öyküleriyle BlightKerem ya da alp, Jester PrinceDéja Loin; festival anısıyla Dark Templar; çevirisiyle yoldaş Qpax; makalesiyle yoldaş Desqpio} katılımcılarımıza çok teşekkür ederiz. Daha iyi BtG'lerle buluşmak dileğiyle, keyifli okumalar. 


~Ayna-i Marzî