Beneath the ground
Serbest Kürsü
Nedim Şener
Ne diyebiliriz onun için bakalım; kendisi 1991 yılında başlamış mesleğe, 1992 ve 1994 yılları arasında Dünya Gazetesi'nde çalıştıktan sonra Milliyet'te muhabir olarak devam etmiş göreve ve hala da orda. Şener'in şu ana kadar yayınladığı sekiz kitap var, bunlardan en son çıkanı ise Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları.
Malumunuz yayınladığı son kitabı nedeni ile 28 yıl hapsi isteniyor gazetecinin, suçları ise şunlar;
• Kişiler arasındaki haberleşme gizliliğini ihlal etmek.
• Adli yargılamayı etkilemeye teşebbüs.
• Devlet kurumlarına hakaret.
• Gizli belgeleri elde etmek.
• Bu belgeleri yayınlamak.
• Terörle mücadele edenleri hedef göstermek.
Onun suçlamalara karşı verdiği cevap ise şöyle: "Cezalandırılmak istenen gazeteciliğin temel işlevi olan belge bulmak ve yayınlamak, Hrant Dink cinayetinde sorumlulukları bulunan kamu personelinin kim olduklarını öğrenmektir." Olayın belki de en can alıcı yönü ise bir yazar için 28 yıl hapis cezası istenirken, Hrant Dink'i öldürmekten yargılanan Ogün Samast için istenen cezanın 20 yıl olması.
Tabii ki Şener'in ilk "vukuatı" değil bu. Uzan ve Unakıtan Ailesi, Cüneyt Zapsu, Faruk Süren, Murat Demirel ve Alaattin Çakıcı gibi isimlerin yolsuzluklarını belgeler ile ortaya koyduğu için 100'ü aşkın dava açıldı hakkında fakat tüm bunlara rağmen hala dimdik ayakta.
Tüm bunlara rağmen güzel şeyler de oluyor elbette. Örneğin Türkiye Gazeteciler Cemiyeti 2009 Basın Özgürlüğü Ödülü'nün Nedim Şener ve Rıza Türmen’e verilmesini kararlaştırdı şu gerekçeyle;
Türkiye’de soruşturmacı-araştırmacı gazetecilik alanındaki haberleri ile kamuoyunu ve dünyayı derinden etkileyen gazeteci Hrant Dink cinayetinin aydınlanması konusunda Milliyet Gazetesi’nde yayımlanan haberleri ve bunları genişleterek kaleme aldığı “Dink Cinayeti İstihbarat Yalanları” adlı kitabıyla, halkın gerçekleri öğrenme ve bilgi edinme hakkının sağlanmasında gösterdiği gazetecilik sorumluluğuyla hareket ederek Türkiye’de ifade özgürlüğü hakkının temel hak ve özgürlüklerin omurgası olduğunu yeniden hatırlatması nedeniyle gazeteci Nedim Şener’e...
Neyse, daha fazla uzatmadan şu alıntı ile bitirelim yazıyı;
Cem Uzan'ın bir çocuğu var, benim çocuğumla aynı yaşta. Bu çocuk büyüyecek, yurtdışına gidecek, orada okuyacak. Cem Uzan'ın ve ailesinin hayatını vergilerimle finanse eden biri olarak, benim çocuğum bu ülkede hasbelkader okula başlayacak. Ona önlük alacağım, milyonlarca sıradan vatandaş gibi. O sırada, hâlâ vergilerimizle Cem Uzan'ın yurtdışında okuyan çocuğunu finanse ediyor olacağım. Çocuğum evlenecek, ona buzdolabı alacağım. Buzdolabına da vergi vereceğim ve hâlâ o vergiyle Uzanların vurgununun faturasını ödüyor olacağım. Günün birinde onun çocuğu belki de ABD vatandaşı olarak Türkiye'ye gelecek, siyasete ya da iş dünyasına girecek. Benim çocuğum muhtemelen o sırada, mesela Bakırköy'de otobüs durağında bekliyor olacak. İşte Cem Uzan'ın çocuğu lüks arabasıyla havaalanından gelirken, egsozundan çıkan dumanın ya da lastiğinden sıçrayan çamurun çocuğuma zarar vermesini istemediğim için bu işin peşindeyim!..
