Beneath the ground
Babe of the Month: Ayn Rand

Babam koca kitaplığından kocaman bir kitap çıkarıp vermişti
bana. Oldukça eski bir kitaptı. Kapağı da eski Türk
filmlerini andıran garip bir resimle
süslüydü. İsmi de pek anlaşılır değildi,
"Öyle Bir Pınar Ki" nasıl bir isimdi bu? Kaç defa
kitabın konusunu sormuştum babama, ama o her zamanki gıcıklığı ile
cevap vermemiş, sadece oku demişti. Kızgın kızgın okumaya
başladım.
Üniversitedeki ilk yıllarımdı. Benden daha az şey
bilen hocalar ve okuduğu bölümü
öylesine seçmiş, bölümle en ufak
ilgisi olmayan boş beleş öğrencilerle çevriliydi
etrafım. Romanda benzer bir şekilde başlıyordu. Genç bir
mimarlık öğrencisi vardı karşımızda, Howard Roark. İşine karşı
tutkuyla bağlıydı, para ya da başka bir sebep değildi mimarlık
okumasının nedeni. Mimarlığı seviyordu, hayır aşıktı.
Üniversitede ona öğretilenle yetinmedi, hatta onların
eğitim sistemini umursamadı; daha fazlasını istedi. İdealleri vardı ve
önüne çıkan bütün
engellere rağmen ideallerinden vazgeçmiyordu. Tam da benim
duruma benzer durumdaki bir karakterdi, ama önemli bir fark
vardı: Ben yakınıp dururken Roark sesini
çıkartmıyordu ama
bildiği yoldan da şaşmıyordu. Diğerleri umrunda değildi, o sadece
bildiğini yapıyordu, doğru bildiği yoldan gidiyordu. İşte o kitap
bittiğinde ben artık eski ben değildim. Sanırım babamın bana verdiği en
büyük ikinci hediyeydi.
Howard Roark ile Ayn Rand mükemmel insanı yaratmıştı benim için, olmak istediğim kişi oydu. Roark, mükemmel insan... İdealleri olan, ideallerine göre yaşayan, doğru bildiğinden sapmayan biriydi Roark. Amacı kopyalamak, çalmak değil de yaratmak, üretmek olan insan. Özgünlüğü arayan, kendi yolunu çizen, kolay yollara sapmayan, pragmatizmden uzak, mükemmelliğin peşinden ayrılmayan. İşte örnek almam gereken adam buydu.
Ayn Rand'ın felsefesini en iyi özetleyen şey Howard Roark'tır. Bireyin öneminden bahseder Rand, toplum karşısında feda edilmemesi gerektiğini anlatır. Hayattan ne istediğimizi bilmemizi ve onun peşinden gitmemizi öğütler. Kimse için kendimizi feda etmemeliyiz ve kimseden de bunu beklememeliyiz. Kendimiz için yaşamalıyız ama bunu yanlış anlamamak gerekir. Kendimiz için yaşamak, kendi çıkarlarımız için başkalarını sömürmek değildir. Kendi hayatımıza kendi isteklerimize göre yön vermektir. Kendi mutluluğumuz için çabalamalıyız ve bunu başarmanın yolunu insanoğlunun en önemli yeteneğinde bulmalıyız, yaratıcılıkta. Neyse, daha saatlerce zırvalayabilirim ama sadece kafa karışıklığı yaratırım. Ayn Rand'ın felsefesi beni derinden etkiledi, umarım siz de okur ve etkilenirsiniz.
Türkçede bir çok eski baskısı bulunmasına rağmen en yeni yayınları Plato Yayıncılık tarafından çıkarılmakta. Hatta aralarında sanırım daha önce çevrilmemiş Rand kitapları da bulunmakta. Size tavsiyem "Hayatın Kaynağı" (benim okuduğum "Öyle Bir Pınar Ki" de bu kitabın oldukça eski bir çevirisi, orijinal adı The Fountainhead) ile başlamanız. Bu aylık da bu kadar, görüşmek üzere...






