|
Sessiz ve rüzgarlı bir sonbahar gecesi. Üşüyordu. Üzerindeki palto titremesine engel olmuyordu. Ama havanın soğukluğundan mı yoksa üzüntüsünden mi üşüyordu bilmiyordu. Sigarasından bir nefes çekti ve dumanını gecenin karanlığına savurdu. Başını kaldırdı ve şehrin karanlığına baktı. Sokak lambalarını sarı ışıklarına baktı ve karanlıkta aydınlattı bölgeye baktı. Kuvvetli bir rüzgar esti birden. Yerlere dökülmüş sarı ve kuru yapraklar hışırdadı, birkaçı bu rüzgara dayanamayarak havalandı. Ve kaderine rıza göstermişçesine sokaklarda rüzgarla birlikte sürüklendi. Havalanan yapraklardan biri saçlarına takıldı. Umursamadı bile. Belki de fark etmedi. Sigaraların birini söndürüp birini yakıyordu. Sanki kendini sigarayla zehirleyerek öldürmeye çalışıyordu. Birden sağ tarafından bir kedi miyavladı. Birden irkildi ve dönüp kediye baktı. Zehir gibi bir sesle "pısst" dedi. Kedi sanki onu duymamışçasına önünden geçip gitti.
Ne düşünüyordu? Kahrolasıca kedi miyavlayıp, irkilmeden önce ne düşünüyordu? Bu aralar unutkandı. Fazla unutkan. İyi değildi bu onun için. Bu duruma düşmesine unutkanlığı sebep olmuştu.
Saat kaçtı? Kaç saattir bu ıssız parktaki bankta oturuyordu? Kaç saattir kendi düşüncelerinde kayboluyordu? Sol kolunu kaldırdı ve saate baktı. Güneşin doğmasına az kalmıştı. Eve dönmelimiydi? Yoksa burada beklemelimiydi? Kaç saat olmuştu bekleyeli? O kişinin gelmesini bu soğukta kaç saattir bekliyordu? Bilmiyordu. Hafızası son zamanlarda onu yanıltıyordu. Artık bu dünyada hiç kimseye güvenemezdi. Ve artık hafızası ona ihanet ediyordu. "Sen de mi?" diye düşündü, bu dünyada geçirdiğim 19 yıllık hayatta devamlı yanımda olan beynim. "Sen de mi bana ihanet edeceksin?Bazı kendini bilmezlerin yaptığı gibi?"
"Bu unutkanlık iyi değil. Yarın ilk iş doktora gitmeliyim." diye düşündü.
Oturduğu banktan kalktı ve yürümeye başladı. Artık beklediği kişiden ümidi kesmiş, evine doğru ilerlemeye başlamıştı. Eğer arkasında biri olsaydı ve ona baksaydı sanki dünyanın tüm yükünü üzerinde taşıyormuş gibi göründüğünü düşünürdü. Kimbilir belki de gerçekten öyledir. Belki de gerçekten dünyanın tüm dertleri ve yükü onun üzerindedir. Belki o kadar uzun zamandır acı çekiyordur ki mutluluğun ve sevincin nasıl bir şey olduğunu unutmuştur. Gölgesi sokak lambalarının ışığının ulaşmadığı bir yerde kaybolur ve gecenin karanlığına karışırken sessizliği tek bir hıçkırık böldü. (Devam mı? O da ne? Belki devamı vardır. Ama şimdi değil.)
|