Okurların okudukları derginin içeriğinde söz sahibi, hatta bizzat içerik üretimine dahil olarak klasik edilgen okur-yazar ilişkisini
tümden değiştirebileceği bir konuma erişmesi amacıyla bundan tam 7 yıl önce ortaya çıktı Btg. İroni mi diyelim bilemiyorum ama
bu girişim derginin okuru tarafından değil; bizzat onun yazarı tarafından, Tuğbek Ölek ile başlatıldı. Böylece yalnız bir e-fanzin'in değil;
bir topluluğun temelleri atıldı. Topluluğun her üyesi birer zombi olarak adlandırıldı. Sloganları "Viva La Résistance!" idi.
Burada zombi kavramına Hollywood yapımlarındaki yaşayan ölü olgusundan farklı olarak yaklaştığımızı belirtelim. Ya da fantastik kurgu
dünyasının tek tipleştirdiği bilinçsiz varlıklardan... Zombi sözcüğüne ilişkin Ekşi Sözlük'teki tanımlama şu şekilde:
"topluma sızan, durdurulamayan, sürekli bir olağanüstü hal tetikleyen, yerleşik toplumsal ve politik iktidarı hor gören fantazmagorik yabancı, anti-body." (babaerenler)
Belki aramızda Btg'nin ilk yıllarını görenler hatırlayacaktır, zombi yakıştırmasının tüm o eğlenceli beyin yeme ritüellerine, kurumuş elllerin/kafaların motiflediği
tekinsiz güzelliğine rağmen aslında başka anlamlar da kazanabildiğini görüyorum şimdi. Esasen tüm bunlar başka bir yazının konusu olabilir, Btg'de Anlam Arayışları değil konumuz.
Beneath The Ground'un yapısı gereği aslında her sayı birer Okur Özel Sayısı bizim için. Ancak bu seferki hepimizi heyecanlandıran bir çalışma oldu gerçekten.
Katılımcıların hepsine teker teker teşekkür ediyorum. Özellikle de bu sayının hazırlanmasında çok büyük emeği geçen Ayna-i Marzi bunu en çok hak edenlerden...
(Kendisi buraya yazmaya gönüllü olmadığı için benim fasaryalarımı okuyorsunuz maalesef.)
Umarım katılımcılar bir şeyler üretmenin hazzına varabilmişlerdir. Burada yer almayı arzu edenler ise hiçbir şey için
geç kalmış değil. Biz her ay burada olacağız. Bekleriz.